Feminist araştırmacı Florencia Guarch: Öcalan’ın siyasi önerisi kadınlara ışık oldu

  • 09:01 27 Kasım 2021
  • Güncel
 
Nişmiye Güler
 
İSTANBUL - Uruguaylı feminist araştırmacı Florencia Guarch, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın felsefesinin yeni bir dünyanın mümkün olduğu gerçekliğini ortaya koyduğunu belirterek, “Öcalan serbest bırakılmadan gerçek bir barış ve adil müzakereler olamaz” dedi.
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride gelen yoğun tepkilere rağmen ısrarcı olurken, dünya çapındaki eylemler ise yayılarak sürüyor. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nin çağrısıyla Özgürlük Gemisi’ne binen 40’a yakın aktivist, Abdullah Öcalan’a özgürlük talebiyle 9 Kasım’da Yunanistan’ın Atina kentinden yola çıkarak 12 Kasım günü de İtalya’nın Napoli kentine doğru bir yolculuk gerçekleştirdi. Abdullah Öcalan’ın felsefe ve fikirlerini savunan aktivistler, fiziki özgürlüğünün sağlanmasını talep etti.
 
Aktivistlerin önümüzdeki süreçte farklı eylem ve etkinlikler ile bulundukları yerlerde taleplerini dile getirmesi beklenirken, bizler de her hafta Özgürlük Gemisi aktivistleri ile gerçekleştirdiğimiz söyleşilerimizde bu hafta Uruguaylı feminist araştırmacı Florencia Guarch ile konuştuk. 
 
Brezilya’da yaşayan Florencia Guarch, Uruguaylı bir feminist araştırmacı ve enternasyonalist. Brezilya’da Federal University of Rio Grande do Sul’de (UFRGS) Siyaset Bilimi alanında doktora adayı olan Florencia, lisansa başlamasıyla beraber Kürt kadın hareketi, Abdullah Öcalan’ın siyasi düşüncesi ve Jineoloji Bilimi üzerine araştırmalara başladı. Porto Alegre’deki Kürt Mücadelesiyle Dayanışma Komitesi’nde çalışan Florencia, araştırmasının bir bölümünü dijital medyada paylaştı. 
 
‘Türkiye’deki korkunç baskı durumunu ve Kürt siyasi tutsakları görmezden gelmem imkansızdı.’
 
*Birçok aktivistle birlikte Özgürlük Gemisi eylemine katıldınız. Bu eyleme katılmanızdaki amaç neydi?
 
Militan bir araştırmacı olarak, incelediğimiz mücadelelerde katılımcı olmamız gerektiğine gerçekten inanıyorum. Benim için akademide yaptığımız tüm çalışmaların insanların günlük yaşamları üzerinde siyasi etkileri var. Bu durumda Kürt yoldaşlarımın gerçekliğinden uzak kalamazdım. Bu özel durumda (Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için uluslararası eylem), Türkiye’deki korkunç baskı durumunu ve Kürt siyasi tutsakları görmezden gelmem imkansızdı. Yeniden demokratikleşmeden (1988) bu yana en korkunç hükümetlerden biriyle karşı karşıya olan Brezilya’dan gelen bir kadın olarak, ülkemdeki ve Türkiye’deki faşist hükümetler arasında paralellikler görüyorum. Erdoğan’dan Bolsonaro’ya insanlarımız her türlü siyasi, ekonomik ve sosyal krizle karşı karşıya. Kadın katliamlarının arttığını ve ölüm politikalarının nasıl derinleştiğini haberlerde görebiliyoruz. Bu yüzden mücadelelerimizin enternasyonalist bir yön ve evrensel bir stratejiyle olması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla 37 politikacı, aktivist, aydın ve sivil toplum temsilcisiyle birlikte bu eylemi gerçekleştirmeye neden olan asıl amaç da buydu. Mücadele eden herkes için barış ve özgürlük istedik (ve hala da istiyoruz).
 
*Abdullah Öcalan’ın fikirleri ve felsefesi ile yakından ilgileniyorsunuz. Aslında Abdullah Öcalan’ın fikirleri ile ne zaman tanıştığınızı da merak ediyoruz. Abdullah Öcalan’ın fikirlerinden ilk nasıl haberdar oldun?
 
Abdullah Öcalan’ı 2015 yılında lisans araştırmamı yaparken duydum. O dönemde Porto Alegre’de (Brezilya’nın güneyinde) Kürt Mücadelesiyle Dayanışma Komitesi’nde yer aldım. Öcalan’ın yazdığı ‘Hayatı Özgürleştirmek: Kadın Devrimi’ broşürünün Portekizce çevirisini yaptık. O andan itibaren, araştırmamın yanı sıra, Brezilya ve Portekiz’deki insanlarla birlikte farklı türde çeviriler üzerinde çalışıyorum. Bu yüzden, Öcalan’ın siyasi düşüncesini tartışan her kitabı, broşürü veya makaleyi okumak için çaba gösteriyorum. Demokratik Konfederalizm, Jineoloji ve anti-kapitalist tartışmalar gibi çok önemli eserleri olan bir Kürt aydınının önerilerini ele alan akademik çalışmaların ve militan araştırmaların yanı sıra; her gün İngilizce, İspanyolca ve Portekizce’ye çevrilmiş daha fazla eser olduğunu görmek beni çok heyecanlandırıyor.
 
*Abdullah Öcalan ile ilgili dijital medya paylaşımlarınızın engellendiğini gördük. Bu engellemeyi neye bağlıyorsunuz?
 
Evet, ne yazık ki bir kez daha Facebook sayfam Öcalan’a özgürlük isteyen pankartı gösteren bir fotoğraftan dolayı engellendi. Fotoğraf, benimde parçası olduğum Özgürlük Gemisi eylemine aitti. Bugün, Facebook gibi şirketlerin otoriterliğin, faşizmin ve aşırı sağın en kötüsünün tarafında olduğunu kanıtlayacak yeterli kanıtımız var. Örneğin, ABD’de olduğu gibi, Brezilya’da da sahte haberlerin kullanıldığı bir başkanlık seçimi geçirdik. Bolsonaro hükümeti kendisini WhatsApp, Facebook ve Telegram gruplarında her türlü sahte ve absürt haber yaymaya adamış bir ‘paralel kabine’yi sistematik olarak kullanıyor. Bu ağlar aşırı sağ tarafından eklemleniyor. Hepsi ana akım sosyal medyayı kontrol eden büyük şirketler tarafından kabul ediliyor. Dolayısıyla şimdi bu alanlarda yer alan sistem karşıtı ve solcu aktivistlere ve söylemlere karşı mücadele ediliyor. Bu şirketlerin karıştığı sayısız şikayetleri ve siyasi skandalları görebiliyoruz. Bütün bunlar bize bu şirketlerin kamuoyu tartışmaları üzerindeki etkisini ve tehlikesini gösteriyor.
 
Bu yüzden kendimi Kürt davasını kamuoyu önünde tartışmaya adadım. Bunu sadece Kürt mücadelesi hakkında Portekizce ve İspanyolca olarak mevcut bilgi eksikliğinden değil, aynı zamanda Türk şovenist fikirlerini yayan çok fazla dezenformasyon ve antipropaganda olduğu için yaptım.
 
“Öcalan’ın durumu, dünya genelinde çok daha fazla siyasi ve insan hakları aktivistini harekete geçirmeli.”
 
*Abdullah Öcalan 22 yıldır tecrit altında ve kimseyle görüştürülmüyor. Türkiye’nin Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit politikaları hakkında neler söylemek istersin?
 
Öcalan’a uygulanan tecrit ve hapis cezası sürekli bir insan hakları ihlalidir. Öcalan’a uygulanan tecrit Türkiye’deki HDP’li siyasi aktivistlere yapılan zulüm ve hapsetme ile birleştiğinde, siyasi özgürlük olmadan demokrasinin olamayacağını hatırlatıyor. Sözde ‘dünyanın en büyük demokrasileri’nin Türk devletinin bu tür davranışlarını kabul etmeye devam etmesi utanç verici. Öcalan’ın durumu, dünya genelinde çok daha fazla siyasi ve insan hakları aktivistini harekete geçirmeli. Öcalan’ın durumu bize devletlerin otoriterliği ve hak ihlallerini ne kadar kabul ettiğini gösteriyor. Bölgede mültecilere, sosyal azınlıklara ilişkin ve Türkiye’nin yayılmacı savaşını içeren politikalara bakıldığında, uluslararası toplum tarafından (doğrudan ve dolaylı olarak) desteklenen faşist bir projenin devam ettiğini açıkça görüyoruz. Bu, siyasi oyunun bir parçası olarak kabul edilemez veya normalleştirilemez. Kapitalizm bir ölüm sistemidir ve yaşadığımız şey, sermaye birikimi için binlerce insanın yaşamının ve gezegenin kaynaklarının yok edilmesine dayanan bu sistemin doruk noktasıdır.
 
“Öcalan serbest bırakılmadan gerçek bir barış ve adil müzakereler olamaz.”
 
*Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü halklar için, özellikle de sizin için neden önemli?
 
Öcalan serbest bırakılmadan gerçek bir barış ve adil müzakereler olamaz. Bu nedenle Öcalan’ın serbest bırakılmasını talep etmek ve Türkiye’deki siyasi tutsakların içinde bulunduğu tehlikeli durumu ifşa etmek için bir araya geldik. Öcalan’ın siyasi önerisinin Küresel Güney’in mücadele eden halkları, devletlerin sömürgeci şiddetini ve liberal demokrasinin her gün bize dayattığı sınırlamaları bilen yerli halklar, kadınlar ve sosyal azınlıklar için bir ışık olduğuna inanıyorum. Brezilya ile Kürdistan arasındaki mesafeler (siyasi, tarihi, sosyal ve coğrafi mesafeler ve farklılıklar) göz ardı edilemese de, ortak birçok mücadelemiz ve hayalimiz olduğuna inanıyorum. Güçlenmesi ve bizi birbirimize daha da yakınlaştıran köprüler kurmak için bir teşvik görevi görmesi gereken bu fikirlerdir.
 
Uluslararası (küresel) düşünmeden ataerkil-kapitalist-sömürgeci sistem gibi bir dışlama ve ölüm sistemine karşı mücadele etmek mümkün değildir. Kürtleri etkileyen şiddet, Brezilya’da yerli toplulukları, siyah gençleri ve kadınları yok eden şiddet ile tam olarak aynı olmayabilir, ancak kesinlikle ortak bir kaynağa sahipler. Bağlarımızı güçlendirmeli, mücadelelerimizi uluslararası alanda örmeliyiz ve toplum siyasetinin radikal dönüşümü için birlikte çalışmalıyız. 
 
Bütün bunlar (ve daha fazlası) için kendimi Kürt mücadelesinde buldum. Çünkü onlar yeni bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor ve mücadele ediyor.