Okullarda istismar arttı: Faile ödül gibi ceza veriliyor

  • 09:04 27 Kasım 2021
  • Güncel
 
DİYARBAKIR -  Eğitim kurumlarında artan istismar olayları ve faillerin cezasız bırakılmasını değerlendiren Eğitim-Sen Diyarbakır 1 No'lu Şube Kadın Sekreteri Ezgi Çelik, bu konuda eğitimciler başta olmak üzere toplumun her kesimine sorumluluk düştüğünü belirterek, daha etkili bir mücadelenin yürütülmesi gerektiğini söyledi.
 
Çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve katletme olayları artarak devam ediyor. Okulda, evde, kuran kurslarında istismara maruz bırakılan çocuklar, yaşadıklarını ailelerine anlatsa dahi aileleri inanmayarak, çocuklarını bu istismarın içine sürüklemeye devam ediyor. Bazı aileler ise şikayetçi olsalar bile yargının “faili koruma” engeline takılarak, tehdit ya da uzun süren dava süreçlerinden ötürü şikayetlerini geri alıyor.
 
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2020 yılında paylaştığı rapora göre 2-17 yaş aralığındaki 1 milyona yakın çocuk fiziksel, cinsel ve duygusal istismara maruz bırakıldı. The Economist Gazetesi’nin 2019 yılındaki araştırmasına göre Türkiye, “Çocuklar için güvenli ülke” sıralamasında 56’ncı sırada yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) en son açıkladığı verilere göre ise 2019 yılında “suç mağduru” olarak kayıtlara geçen 206 bin 498 çocuğun yüzde 15,2’si cinsel istismara maruz bırakıldı. 2019 tarihinden bu yana Türkiye'de cinsel istismara maruz bırakılan çocuklara ait veriler ise henüz açıklanmış değil.
 
Eğitim kurumları başta olmak üzere çocuklara yönelik yaşanan cinsel istismar olaylarına ilişkin değerlendirme yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Diyarbakır 1 No’lu Şube Kadın Sekreteri Ezgi Çelik, cezasızlık politikalarının failleri cesaretlendirdiğini belirtti.
 
‘Faillerin korunması istismar oranını arttırmakta’
 
Eğitim sendikası olarak kurumlarda çocuklara dönük yaşanan hak ihlallerine karşı mücadele ettiklerini söyleyen Ezgi, “Bir eğitimci olarak eğitim kurumlarında istismar edilen çocukların sesi olmamız gerekiyor. Sadece eğitim alanlarında değil. Bu tarz olayları toplumun bütün kesimlerinde ve kurumlarında görüp yaşıyoruz. Aynı zamanda faillerle beraber kurumların korunması istismar olaylarının artmasına neden olmakta. Bununla beraber istismar suçlarında nasıl bir cezasızlık politikasının izlendiğini görmekte mümkün. Bizler eğitimciler olarak bu durum karşısında etkin yapı sergilememiz gerekiyor. Bu yüzden de İstanbul Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi bizler için bağlayıcıdır. Bu sözleşmelerin biran önce uygulanması gerekiyor” sözlerine yer verdi.
 
‘Failler cezasız kalıyor’
 
İstismar olaylarında çocuk ve velilerin korkutularak susturulmaya çalıştığını vurgulayan Ezgi, bu tarz durumlarda ailelerin susturulmak yerine korunması gerektiğini dile getirdi. Ezgi, “Çocukları istismar olaylarından korumak için failleri eğitim kurumundan uzaklaştırıp cezalandırmak gerekiyor. Çünkü istismara uğrayan çocukların içine kapanık olması ve gelecek kaybı yaşamasına neden oluyor. Olayların üzerinin kapatılıp faillerin diğer kurumlara gönderilmesinden ziyade direk çocuklardan uzaklaştırılması gerekiyor. Bu istismarı gerçekleştiren öğretmenlerin hala görevde olduğunu gördükleri zaman kendileri bu şekilde yaşadıkları istismarı söylememeye yöneliyorlar. Çünkü zaten bu konuyu konuşsam da faile hiçbir ceza verilmediği için ailelerde ve çocuklarda kırılma yaşanıyor. Buna karşı etkin bir şekilde hukukun işlenmesi gerekiyor” diye belirtti.
 
‘İstismar olayları gizleniyor’
 
İstismar olaylarının üstü kapatıldığı için Eğitim-Sen olarak net bir veriye ulaşamadıklarını ifade eden Ezgi, “İstismar olaylarına ilişkin elimize sadece birkaç tane vaka ulaşmış durumda. Bu vakalar da Dicle, Kulp ve Eğil’den elimize ulaştı. Diğer vakalara ise ulaşamıyoruz. Çünkü bu vakalar kurumlar tarafından ya da başka kişiler tarafından gizleniyor. Bunun için de net bir sayı belirtemiyoruz. Bu vakalara ilişkin okullarda öğrenci sayısına dikkat etmekle beraber rehberlik servisleri, sağlık ekipleri ve uzman psikologların bulunması gerekiyor. Çocuklarla beraber çalışan bütün emekçilerin de istismar ve çocuk hakları hakkında bilinçlendirme çalışmaları kampanyası yapılması lazım. Bu şekilde istismar vakaları olduğunda bu konuda yapılması gereken şeyler yerine getirilebilmelidir” sözlerine yer verdi.
 
‘Veliler istismar olaylarına karşı tepkili’
 
İstismar vakalarını duyan velilerin olaya karşı aşırı tepkili olduklarının altını çizen Ezgi, “Aileler artık bu olaylara karşı öfkelerini kontrol edemiyorlar” dedi. İstismar olaylarına karşı her ailenin aynı tepkiyi vermediğini belirten Ezgi, “İstismar olaylarının üzerini kapatan velilerin de olduğunu biliyoruz. Ama bu olayların üzerine giden, haklarını arayan ve savaşan velilerde var. Hakkını savunan veliler sayesinde istismar olaylarından haberdar oluyoruz. Olay aslında iki farklı cephede ilerliyor. Tabi ki bu olaylar karşısında sağlıklı adımların atılması için veliler de bilinçlendirilmelidir. Çünkü bahsettiğimiz konu hassas ve üzerinde durulması gerekir. Velilerin de bu konuda çabalarının olduğunu biliyoruz” diye kaydetti.
 
‘Milli Eğitim Bakanlığı’na sorumluluk düşüyor’
 
“Kurumların ve kurumda yer alan eğitimcilerin statüsü ne olursa olsun çocukların üstün yararı gözetilerek hareket edilmesi gerekiyor” diyen Ezgi, devletin istismar olaylarına ilişkin önlemler alması gerektiğini belirtti. Faillerin aldığı cezalarda indirime gidilmemesi gerektiğine vurgu yapan Ezgi, şöyle devam etti: “Çocuk beyanının esası üzerinden soruşturmaların etkin bir şekilde başlatılıp çocuk ve ailenin koruma programına dâhil edilmesi gerekiyor. Failleri özendirecek politikaların izlenmesinden ziyade failin en ağır cezayla yargılanıp, istismara özendirmeme politikalarının izlenmesi gerekiyor. Sadece devlet kurumlarına değil tüm topluma sorumluluk düşüyor. Bu vakaların daha fazla artmaması için Milli Eğitim Bakanlığı’na çok fazla sorumluluk düşüyor.”